e
sv

Neden bu kadar öfkeleniyorum? Bunu nasıl engelleyebilirim?

22 Nisan 2022 15:10
avatar

admin

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Öfke. Kimse onun hakkında konuşmak istemez. Herkes o konuda suçluluk hisseder. Bütün anne babalar çocuklarına o kadar sinirlenenin sadece kendileri olduğunu zanneder. Kimse bununla nasıl baş edebileceğini bilemez. Ama öfke ebeveynin kaçınılmaz bir parçasıdır. Artık suçluluk duygularından sıyrılıp öfkemizi biraz daha iyi anlamanın ve onunla baş etmemizi sağlayacak yeni yöntemler öğrenmenin zamanıdır.

Ebeveynlik karşılaşabileceğimiz en zaman alıcı, enerji tüketici ve zor işlerden biridir ve öfke de bu kadar yoğun bir işin doğal bir sonucudur. Ayrıca şundan emin olun ki herkesin başına gelmektedir. Çocuklarımıza sinirlenmemizin çeşitli nedenleri vardır. Sinirlerimizi kontrol etmenin ve daha iyi sonuçlara ulaşmanın ilk adımı öfkemizin nedenlerini anlamaktır. Böylece olaya daha nesnel bir gözle bakabiliriz. Eğitim Eksikliği Ebeveynlik 24 saat süren zorlu bir iştir. Ama çoğumuz bu konuda eğitim almadık. O harika çocuğu eve getirirken yapmamız gerekenlerin belirlenmemiş olduğunu ve bu işi hiçbir öğretmenden yardım almaksızın bir yandan yapıp bir yandan öğreneceğimizi anlarız. Herkes ehliyet almadan önce belli bir eğitimden ve sınavdan geçirilir, ama hiçbir yeteneği, bilgisi ve eğitimi olmayan herkes ebeveyn olabilir. Ama bir çocuk yetiştirmek bir ölüm kalım meselesidir. Belki de sahip olabileceğimiz en önemli, en zorlayıcı, en yoğun, en heyecan verici ve en fazla hayal kırıklığı yaratan meslektir. Bazen bu kadar sinirlenmemizin nedeni işte bu korku, karmaşa ve hayal kırıklığı dolu duygularımızdır.

Çocukların Özgür İradeleri Vardır

Çocukları yemeğe, uyumaya, dinlenmeye, hareket etmeye, özür dilerim demeye veya tuvalete gitmeye mecbur edemezsiniz. Onların özgür iradeleri vardır ve doğdukları andan itibaren yaşamlarını yardımsız sürdürmekten yoksun olmalarına rağmen ebeveynlerinden bağımsız hareket eden bireylerdir. Bu çok hayal kırıklığı yaratan bir şeydir.

Çocuklar çocuktur, yetişkinler gibi “mantığa “ sahip değildir

Onları neyi neden yaptığını anlamakta zorlanırız, çünkü kendileri de anlamazlar. Çocuklar yetişkinlerin çocuğu değildir. Yaşamın anlamını tam olarak kavrayabilmek için daha çok uzun bir süre gereklidir. O halde çocuklarımız kontrol edemeyiz, ama bunu ne kadar da çok yapmaya çalışırız. Bizim kafamızdakileri yapmadıkları kullandığımız ebeveynlik 6 becerilerinden birine gerekli tepkiyi vermedikleri ve onlara zararlı olan davranışı yapmaya devam ettikleri zamanlarda bizim de patlamamız kolaydır.

Beklentilerimiz Gerçeklerden Farklıdır.

Bebeğinize hamileyken Ona ne kadar sinirleneceğinizi hatta sinirden eşyalara zarar vereceğinizi düşünmemiştiniz. Beklentilerimiz gerçeklere uymadığı zaman hayal kırıklığı ve öfke yaratmaktadır. Bu bütün ailemizle ilgili beklentilerimiz kadar, bizim kişisel beklentimiz için de geçerlidir. Beklentilerinizle gerçekler arasındaki uçurum ne kadar derin olursa öfkeye de o kadar yer vardır.

Başka Konulara Karşı Öfkemizi Çocuklarımızdan Çıkarırız

Sizin öfkenizin nedeni dökülen bir kap mısır gevreği veya meyve suyu değil! Asıl neden, eşinizle geçirdiğiniz kötü bir akşam, dağınık bırakılmış bir banyo, bir oda veya genel mutsuzluğunuz olabilir. Bu örnekler bazen çocuklarımıza olan kızgınlığımızın onlarla hiç ilgisi olmadığını ortaya koymaktadır. Bu ikisini ayırmayı öğrendiğimiz zaman duygularımızı kontrol etmeyi de öğrenmeye başlayacağız.

Öfke Diğer Duyguları da Maskeler

Ergenlik çağındaki çocuğumuzun saat 10:00 da evde olması gerekirken, saat 10:30 da geç kaldığı için biraz bozuksunuz. 11:00 e doğru kızmaya başlarsınız,11:30 da nerede olduğunu merak etmeye ve endişelenmeye başladınız. Saat 11.45 de korkunç telaşlandınız. 11:50 de merhaba, geç kaldığım için özür dilerim diyerek içeri girer. Ona sarılın, öpün ve “senin için çok endişelendim, iy olduğun için çok mutluyum “ deyin. Ne mümkün,2 saat geç kaldın, kuralları biliyorsun, nerelerdeydin? Odana çık, iki hafta dışarı çıkmayacaksın diye bağırmaya başlıyorsunuz. Aslında hissettiğiniz duygular korku ve rahatlama olmasına rağmen ortaya çıkan duygu sadece öfke. Genellikle öfkemiz korku, hayal kırıklığı, acı, utanma, karmaşa ve stres gibi duygularımızı örter ve duyguların yaşanmasını engeller. Bu duyguları olay anında yaşamak çok zor olduğu halde eğer onların orada olduğunun bilincine varırsanız büyük ilerleme kaydetmiş olursunuz.

Öfke Doğal Ve Normal İnsani Bir Duygudur

İnsan olmak çok geniş bir duygu yumağına sahip olmak demektir. Öfke pek hoş olmayan, ama normal ve doğal bir duygudur. Öfke ilk olarak kırmızı yüzüyle bağıran bir bebekte görülür. Pek çok kişi topluluk içinde öfkeleri ile görülmektense, iç çamaşırlarıyla görünmeyi tercih eder. Bize yakın kişilere sinirlenmemiz çok daha kolay olmaktadır. Çünkü kendimizi daha güvende hissederiz ve “ daha rahat “ davranırız. Ayrıca zamanımızın büyük bir bölümünü aynı çatı altında geçirdiğimiz için çocuklarımızla olan ilişkimizde öfkenin görülmesi çok olağandır. Korku, hayal kırıklığı, acı, utanç, karmaşa ve stres gibi bu samimi ilişkilerimiz harekete geçirirken biz de öfkemizi ön plana çıkararak bu duygulardan kaçmaya çalışırız. Öfke normal olmasına rağmen, herkes onunla farklı şekillerde baş etmeye çalışır. Kimse öfkelenmeyi tümüyle ortadan kaldıramaz. Ama öfkemizi kontrol etmeyi ve onu daha yapıcı bir yöne kanalize etmeyi öğrenebiliriz.

Öfkenin İki Farklı Düzeyi İki farklı düzeyde öfke vardır

İlk aşamada kendimizi rahatsız ,huzursuz,,üzgün,kızgın hissederiz,ama hala mantıklı düşünebilirsiniz. Kızgınlığınız kendisini fazlasıyla hissettirir ve ona yoğunlaşırsınız. Bu genellikle beynin daha yapıcı olduğu bir aşamadır. Buna “ kontrollü öfke “ denilir. Öfkemize neden olan faktörü biliriz ve bilinçli bir şekilde cevap veririz. Kontrollü öfke çok güçlü bir duygudur ve olumlu bir şekilde kullanılabilir. Ebeveynler çocuklarını her an tetikte tutmak için kontrollü öfkeyi kullanabilirler.


Ama bazen öfkenin bir ileri düzeyine geçtiğimiz zamanlar olur. Böyle anlarda aksi, çok kızgın, şiddet dolu ve çileden çıkmış bir çılgın gibi oluruz. Artık normal davranışlar gösteremeyiz, sadece tepkiler veririz. Masaya yumruk indiririz, çocuğumuzun suratına bir tokat indiririz, çığlıklar atarız veya eşyalara zarar veririz. Öfkemiz beynimizin düşünme yeteneğini yok eder ve daha ilkel tepkiler gösteririz. Tepkilerimiz anlamsızdır, gerçekten istemediğimiz şeyleri söyler ya da yaparız. Bu kırıcı öfkedir ve başarılı ebeveynliği engeller. Seçenekler bulma yeteneğimizi yok ettiği için probleme bulabileceğimiz tek çözüm çocuğumuzu incitmektir. Kırıcı öfke aşamasındaki öfkemizi çocuğun davranışına değil kendisine yöneltme eğiliminde oluruz. Şöyle ifadeler kullanırız. Sen her zaman ……,sen hiçbir zaman …..sen öyle bir….beni….yorsun. Diğer bir değişle çocuğa “ sen kötüsün “ “ sen problemlisin “ mesajını göndermiş oluruz. Kırıcı öfke hem çocukta hem ebeveynde kötü duygular uyandırır. Bir öfke nöbetinden sonra her ebeveyn suçluluk duyar. Gerçekte öfkenin olumlu sonuçlar çıkarmadığını görürler. Çocuk ta pişman ve öfkelidir. Aslında sizin öfkeniz çocuğunuzun düşünme yeteneğini yok eder. Pişmanlık duyguları içinde olan çocuk problemi gerçekçi bir açıdan göremez. Sizin öfkeniz çocuğun öz disiplin kazanmasına en ufak bir katkıda bulunmaz.

Kontrolden çıkmış bir öfke, sadece duygusal problemler yaratır ve çocuklarımızın hayatla ilgili daha doğru kararlar alma becerilerini kazanmalarını engeller.( Elizabeth Pautley )

Bu gönderiyi derecelendirmek için tıklayın!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Sıradaki içerik:

Neden bu kadar öfkeleniyorum? Bunu nasıl engelleyebilirim?